Antalya’nın çok bilinmeyen yavaş yavaş ta ziyaretçi akınına uğrayan güzelliği Kral Havuzunu ziyaret ettim. Bu güzelliğe ulaşmak için arkadaşlarımla yaşadığımız anları paylaşmak istiyorum. Herzaman böyle güzel heyecanlı bir plan yapmak için sizi tetikleyen birileri olmalı hayatınızda. Benimde öyleydi. İzmir’den Antalya’ya ziyaret amaçlı gelen kız arkadaşım Öznur gelip sevdikleri ile kısa zamanda vakit geçirmek için plan yapıp beni aradı. Tesadüfen internet sayfalarında Kral Havuzunu fotoğraflarından beğenerek ani bir kararla burayı ziyaret etmek istediğini benimle paylaştı. Madem öyle diyerekten ertesi gün çoktan öğlen vakti yoldaydık.
Antalya’nın Serik ilçesinde Gebiz beldesine bağlı Kozan Köyünde bulunan bir doğa harikası burası. Kral havuzuna gitmek için Antalya Gebiz yolu üzerinden ilerlemeye başladık .Gebiz’e geldikten sonra ortalama 20 km daha yolumuz vardı. Ve tabelalar biraz kafa karıştırabiliyordu. Navigasyona önce Kozan köyü yazarak asfaltta devam ettik . Sonra bir yerde tıkandık ve yanlış yola girdiğimizi anladığımızda artık çok geçti. Ortalama 7 km yolu geri dönmek zorunda kaldık. Belli bir süre sonra benim internetim çekmemeye başladı. Sadece Öznur’un interneti aktif ki ama şarjı bitti J Allah’a emanet bir süre yollarda keyif çıkara çıkara gittik. Tabi bulamadığımız için hem eğleniyor hemde göremeden geri dönecekmiş hissi oluşmaya başladı. Aracı süren arkadaşımız Aykut “Hemen pes etmeyin , Kral’ı ziyaret etmeden dönmek yok ” dedi. Telefonu şarj ettikten sonra navigasyona “Pednelissos Restoran” yazarak yolu bulmaya çalıştık. Hatta bir ara yanımıza aldığımız piknik malzemelerini açıp artık pikniğimizi yapıp gidelim diye düşündüm. Yolu bulmak için belki yirmi kişiye kadar sorduk. Restorana gelmeden çatısında Türk bayrakları asılı bir taş evin önünde iki sevimli nineye yolu bir kez daha sorduk. O kalplerinden geçen yardımseverlikleri ile kabristanı geçtikten sonra diye tarif ettiler. Ama sonrasında bir kabristan daha var. Artık ulaştığımızda akşam beş olmuştu. Ormanın içinden ortalama yirmi dakika patika yoldan kırmızı beyaz çizgileri takip ederek kadar yürüdük.
Hedef görünmüştü artık. 400 metre yükseklikte bulunan Yukarı Uçansu Ve Aşağı Uçansu şelaleleri ile zirvesindeki Kral Havuzunu her şekilde görmeye değer olduğunu hepimiz anladık. Hayal edin, ormanın için de şehrin gürültüsünden tamamen uzak bir yerde doğal havuza girip cenneti tadıyorsunuz. Bu tada sadece Aykut bakarak muhteşem ötesi bişey olduğunu bize anlattı. Yola çıkmadan önce Gebiz’in içinde küçük marketten piknik için alışveriş yaptığımız malzemeleri, evden getirdiğim örtünün üstüne koyduk. 1 şişe şarap ve yanında hafif yiyebileceğimiz peynir, galeta ve meyve. Suyun kenarında ağaçların altında sakin bir yer bulup artık doğanın içinde mis gibi havanın zevkini çıkardık. Fotoğraf çekmeye de kimse doymuyor. Kadehler tokuşurken sadece güzel şeyler konuşmaktan ötesi yok gerçekten. Bol bol gülerken, stres attığını tüm bedeninin ayak uçlarına kadar hissediyorsun.
Hava kararmaya başlarken, bu yolun birde dönüş düşüncesi aldı derdim ama, sonuçta gülen suratlar ortaya çıkınca pek gerek kalmadı. Başından sonuna kadar macera dolu bir gün anılarımıza güzel bir kare olarak eklendi.
Ruhuna katkıda bulunmak isteyen herkes buraya mutlaka uğramalı!














