“La la Çeşm-i Cihan bu mudur ola” Fatih Sultan Mehmet’in sözüyle bir giriş yapayım. Dünyanın gözbebeğidir benim memleketim. Ey Fatihim sen fetetmeseydin nereli olurduk kimbilirJ Mustafa Kemal Atatürk‘te “ölmeden önce herkesin görmesi gereken Cennet”demiş. Karadenizin incisidir Amasra .
Hayatımda ilk kez ayaklarımı denize soktuğum gün ayaklarımın altında minik yengeç yavruları gezindiğini farketmiştim. Önce anlamaya çalışmıştım ve sonra o minik yengeçcikler kabuklarından çıkmaya çalışırlarmış meğer. Ve ordan yeni hayatlarına doğru … Suyun rengine uzaktan bakınca mavi yeşil,yakından bakınca dupduru olur hep. Denize ilk girdiğim günü hatırlıyorum da , beni çok korkutmuştu. Ama sonrasında ayrılmak daha zor gelmeye başlamıştı. Amasra’nın havasına da suyuna da alışınca ayrılmak her türlü zor gelir insana. Lise zamanında seyahat acentacılığı ve tur operatörlüğü okuduğum için tatil dönemlerinde rehberlikte yapmıştım. Bakanların gelip gezime katıldığı gün heyecandan kalbim patlayacak sanmıştım. Tüm Tv programcılar da olunca insanın karşısında daha bir eğlenceli hale gelmişti. Direklikayanın orda bir kayaya çıkıp Amasra’nın tam tarihi anlatacakken dilim tutulmuştu. Öğretmen grubu da olduğundan, bana destek için kocaman bir alkış kopararak adımla beraber beni kendime getirip özgüveninim yerine gelmesini sağlamışlardı. Kendi anılarımdan biraz çıkıp Amasra ‘yı ufaktan bir tur attırayım. Hatta öncesinde o kayanın üstünde anlattığım Amasra adını nasıl aldı kısa anlatayım.
Amastrist Amasraya’ya adını veren Kraliçedir.3 bin yıllık bir aşk hikayesidir bu. MÖ. 2. YY. da yaşamış olan Pers prensesi olan Amastrist’in hayatı siyasi evliliklerle geçmiş. Amastris İskender’in baldızıdır. Büyük İskender’in son Pers işgalini kazandığı sırada generali olan Craterus’u Amastris’le evlendirilir. Fakat çok geçmeden bu evlilikte son bulur ve başka evlilikleri de olur. Tüm evliliklerden iki çocuğu dünyaya gelir. Bu zamanlarda Sesamos olarak bilinen Amasra’ya hayran kalır. Bu kentin adını AMASRA olarak değiştirir ve kenti hemen imar ettirir. Amastrist çok güçlü olmasının bedelini MÖ.284 yılında kendisini çekemeyen oğulları tarafından boğularak öder. Ama bu güzel kasabayı bize hediye olarak bırakır.
Boztepeden hemen başlayalım. Birçok kişi oraya sevgilisi ile rahat rahat görüşmek için en tepesine kadar çıkıp ordan güzel manzaranın tadını çıkartırlar. Sevgili dediysem aileler de elbette çıkabiliyor JMis gibi kokan susam çiçeklerinin arasında vakit geçirmek bambaşka bir duygudur.
Kemere köprüsünde dur bakalım. Sormagir ve zindan kalesini birbirine bağlayan köprüdür.Boztepeye çıkmak için önce bu köprüyü aşmanız lazım. Ama öncesinde köprüde bol bol zaman geçirin ki güzelliği içinize çekin. Bir tarafında tavşan adası diğer tarafında Boztepe . Tavşan adası adı üstünde tavşanlar yaşıyor hala. Avlanman yasak tabi. Arada balıkçılar gidip yemek bırakırlar. Dürbünle bakarsanız mutlaka kadrajınıza birtanesi girer.
Kaleiçine doğru ilerleyelim artık. Bizans dönemine ait Cenevizliler tarafından ciddi onarımlar görmüş ve kalenin her bir köşesinde çok değerli eserler yer almaktadır. Cenova armaları ,eros medusa, kartal,öküzbaşı gibi figürler vardır. Atatürk portresinden de bir panorama çekmeden olmaz.
Direkli Kayaya doğru inelim şimdi. Cenevizlilier tarafından geçmişte inşa edilmiş ve asıl amacı önce denizi gözeklemek olduğu biliniyor. Kraliçe Amastrist’e ait için bir havuz yapılmış içerisine.Günümüzde yine hoşça vakit geçirilebilecek bir yer kesinlikle.
Hadi buradan tarihi çekiciler sokağına geçelim. Değerli zanaatkarların ellerinden El emeği göz nuru dediğimiz, aklınıza gelebilecek birçok yöresel hediyelik eşyayı burada bulmak mümkün. Asıl işin kökü ağaç oymacılığı elbette. Farkı da bu zaten.
Kadınlar pazarına girmeden olmaz. Amasra şivesiyle Galla Bazarı J Vefakar ve emektar kadınlarımızın ellerinden doğan cennet bahçesi burası. Bakraçlarda yapılan köy yoğurtlarından,peynirlerinden tutun , tazecik kendi yetiştirdikleri sebze-meyveye , reçellere kadar. Bu yöresel ürünler için bu pazara uğramadan geçilmez. Tontiş teyzelerle biraz sohbet için mutlaka girmeniz lazım.
Alışveriş bittiğine göre Mendirekte biraz dinlenip biraz da yürüyüş yapalım. Sağ tarafında küçük küçük balıkçı tekneleri sıra sıra dizilidir. Hepsinin çok güzel isimleri konulmuştur. Küçük esnaf balıkçı lokantalarında balık salata yemeden ayrılmayın. O salatayı dünyanın hiçbiryerinde yemek asla ve asla mümkün değildir. Yaz mevsimi geldiğinde küçük esnaflar midye tavacılar ,gaydurmacılar açar tezhahlarını. Yimeden edemesiy ha. Ben anatayında sen dinle J Enerji depolandığına göre dalgakıranın üstünde gezmek ayrı bir havaya sokar insanı arada aman dikkat başdöndörür.
Bedestenimiz var birde .Yeşillik içinde bir yürüyüş istersen bedestene doğru yol almalısınız. Amasraya adımı attığında oksijeni içine çekerken anlarsın havasının ferahlığını. İyice depolama yapın ki her zaman bu havayı bulmak nasip olmaz. Havasıyla insanı sarhoş eder.
Amasra’da canın sıkıldığında hele ki moralin bozuksa kendini her köşede dinlendirip terapi yapabilirsin. Ruhunu nadasa bırakmak için en ideal yerlerden biridir. Akşamları yakomozu izlerken biranda kendinizi başka dünyada gibi hissedersiniz. Yalnız Karadeniz işte, hırçın dalgalarıyla meşhurdur. Onunla yarışta olmaz şaka da olmaz ,mutlaka kaybedersin…



Ellerine sağlık çok güzel olmuş
YanıtlaSilteşekkür ederim
SilHemen gidesim geldi. Kalemine yüreĝine saĝlık
YanıtlaSilçok teşekkür ederim
SilTebrik ederim ������
YanıtlaSilHarika bir anlatim cok icten ve surukleyici bi an orda olamyi istedim.Tebrik ederim
YanıtlaSilTebrik ederim harika bir yazi olmus
YanıtlaSil