31 Temmuz 2021 Cumartesi

HERTA MULLER / Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım

 




2009 yılı Nobel Edebiyat ödülünün sahibi Herta Müller’den ilginç, güzel, sakin anlatımlı dramatik bir kitap.

Herta Müller Romanya'da azınlık olarak yaşayan bir Alman ailenin çocuğu olarak 1953'de dünyaya gelir. Babasının Nazi sempatizanı olmasının ve Çavuşesku'nun faşist yönetiminin daima karşısında durur. Romen gizli servisi ile işbirliği yapmadığı için işinden kovulur, pek çok kez sorgulanır ve türlü suçlamalar sonunda ülkesini terk edip Almanya'ya yerleşir. 2009 yılında Nobel ödülüne layık görülen yazar hala Berlin'de yaşamaktadır.

Bu kitabı ilk tercihlere konulduğu zaman ilk sırada dikkatimi çekmişti. Kurada ben başka numara söylememe rağmen bu kitabın çıkması beni sevindirdi. Her zaman ki gibi önsöz ve ve arka kapağı önce okudum.  İlk sayfayı çevirdikten sonra yazarın tasvir gücünün ne kadar büyük olduğunu fark ettim. Betimleme örnekleri açısından çok kıymetli. Okurken sıkıcı gibi gelse de doğru konsantre olunduğuna bir insanın hayatının tasvirlerle beraber olaylar arasındaki geçişini öne sürdüğünü herkes fark edebilir. Araştırmalarıma göre diğer kitaplarında da benzer anlatımla yazmış. Değişen sadece başlıklar. Sürekli geçmiş sorgulanıyor. Ben okurken hiç tramvaydaymış gibi hissetmedim. Sanırım dikkat çekici kısmı da burası. Ara ara tramvay sözcüğü geçtikçe öyle aklıma geliyordu. Çevresindekileri inceliyor sürekli. O kadar güzel bir kurgu oluşturulmuş ki bazen tramvaydasınız bazen de bir evde dışarıda sokaklarda, bazen geçmişte, bazen gelecekte ve birçok yerde kendinizin buluyorsunuz. Özellikle aradaki geçişleri fark edemeyişiniz çok etkileyici.

Aslında 1,5 saat süren bir tramvay yolculuğu. Ama koca bir ömür sığdırılmış. Etrafta olan bitenleri anlamdırarak ve sorgulayarak bakmayı gösteriyor. İşte bu da bence yazarın ustalığını gösteriyor. Kitapta sürekli tekrar eden temalar korku ve totaliter rejimdir. Bütün olaylar da bu iki unsur etrafında şekilleniyor. Korkunun ve diktatörlüğün insan psikolojisi üzerinde etkileri yazarın en çok üzerinde durduğu konudur.

Komünist ve baskı rejimi altında yaşayan insanların ruh halleri, ahlak dışı tüm ilişkiler, yaşanılan sorunlar, uğradıkları psilokojik ve fiziki baskılar, yani bu rejimdeki zor durumlar açıkça anlatılmıştır.

,
Aklımda kalan Karakterler:İsimsiz kadın kahramanı,Albu  , Anton,Paul, Micu, Emil , Mara,Kundura tamircisi Vera’nın eşi, Vera//eli şifalı,Martin ,Anastasia

Not aldığım yerler:

-Yüreğinde yanlış yağmış karı sf:34

- Paul bana ilk kocamı sorduğunda – Herşeyi unuttum, artık hiçbir şey bilmiyorum diyorum. Sf:32

-Ararsan her zaman bulursun birini, sonra seversin.sf:48

-Biliyorum büyük adımlar atılabilir, insan aynı anda hem adım atıp hemde nefes alabilir.sf:189

 

 


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder