2009 yılı
Nobel Edebiyat ödülünün sahibi Herta Müller’den ilginç, güzel, sakin anlatımlı
dramatik bir kitap.
Herta Müller
Romanya'da azınlık olarak yaşayan bir Alman ailenin çocuğu olarak 1953'de
dünyaya gelir. Babasının Nazi sempatizanı olmasının ve Çavuşesku'nun faşist
yönetiminin daima karşısında durur. Romen gizli servisi ile işbirliği yapmadığı için işinden kovulur, pek çok kez
sorgulanır ve türlü suçlamalar sonunda ülkesini terk edip Almanya'ya yerleşir.
2009 yılında Nobel ödülüne layık görülen yazar hala Berlin'de yaşamaktadır.
Bu kitabı
ilk tercihlere konulduğu zaman ilk sırada
dikkatimi çekmişti. Kurada ben başka numara söylememe
rağmen bu kitabın çıkması beni sevindirdi. Her zaman ki gibi önsöz ve ve arka
kapağı önce okudum. İlk sayfayı
çevirdikten sonra yazarın tasvir gücünün ne kadar büyük olduğunu fark ettim.
Betimleme örnekleri açısından çok kıymetli. Okurken sıkıcı gibi gelse de doğru
konsantre olunduğuna bir insanın hayatının tasvirlerle beraber olaylar
arasındaki geçişini öne sürdüğünü herkes fark edebilir. Araştırmalarıma göre
diğer kitaplarında da benzer anlatımla yazmış. Değişen sadece başlıklar.
Sürekli geçmiş sorgulanıyor. Ben okurken hiç tramvaydaymış gibi hissetmedim.
Sanırım dikkat çekici kısmı da burası. Ara ara tramvay sözcüğü geçtikçe öyle
aklıma geliyordu. Çevresindekileri inceliyor sürekli. O kadar güzel bir kurgu
oluşturulmuş ki bazen tramvaydasınız bazen de bir evde dışarıda sokaklarda,
bazen geçmişte, bazen gelecekte ve birçok yerde kendinizin buluyorsunuz.
Özellikle aradaki geçişleri fark edemeyişiniz çok etkileyici.
Aslında 1,5 saat süren bir tramvay yolculuğu. Ama koca
bir ömür sığdırılmış. Etrafta olan bitenleri anlamdırarak ve sorgulayarak
bakmayı gösteriyor. İşte bu da bence yazarın ustalığını gösteriyor. Kitapta
sürekli tekrar eden temalar korku ve totaliter rejimdir. Bütün olaylar da bu
iki unsur etrafında şekilleniyor. Korkunun ve diktatörlüğün insan psikolojisi
üzerinde etkileri yazarın en çok üzerinde durduğu konudur.
Komünist ve baskı rejimi altında yaşayan insanların
ruh halleri, ahlak dışı tüm ilişkiler, yaşanılan sorunlar, uğradıkları
psilokojik ve fiziki baskılar, yani bu rejimdeki zor durumlar açıkça
anlatılmıştır.
,
Aklımda kalan Karakterler:İsimsiz kadın kahramanı,Albu
, Anton,Paul, Micu, Emil , Mara,Kundura tamircisi Vera’nın eşi,
Vera//eli şifalı,Martin ,Anastasia
Not
aldığım yerler:
-Yüreğinde
yanlış yağmış karı sf:34
- Paul bana
ilk kocamı sorduğunda – Herşeyi unuttum, artık hiçbir şey bilmiyorum diyorum.
Sf:32
-Ararsan
her zaman bulursun birini, sonra seversin.sf:48
-Biliyorum
büyük adımlar atılabilir, insan aynı anda hem adım atıp hemde nefes alabilir.sf:189

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder